Tutukluluğa İtiraz Dilekçe Örneği

Tutukluluğa İtiraz Dilekçe Örneği

Tutukluluğa İtiraz Dilekçe Örneği

Tutuklama tedbiri sınırları çok keskin olan ve uygulamada çok hata yapılan bir konu olduğundan Tutukluluğa İtiraz Dilekçe Örneği  konusuna ilişkin aşağıda yer alan örnek dilekçe metnini sizlerle paylaşmak istedik.

Soruşturma Aşamasında Tutukluluğa İtiraz Dilekçesi

Soruşturma aşamasında, cumhuriyet savcısısnın istemi üzerine sulh ceza hakimliğince tutuklama kararı verilebilecektir. Bu aşamada verilen tutuklama kararına karşı itiraz yolu bir üst veya bağlı bulunduğu sulh ceza mahkemesine açıktır. Yeni çıkartılacak yargı paketinde yer alan düzenleme ile bu itirazın asliye ceza mahkemelerine yapılması öngörülmektedir.

KOCAELİ SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE

DOSYA SORGU NO                 :
TUTUKLULUK KARARINA
İTİRAZ EDEN ŞÜPHELİ       : 
MÜDAFİİ                                    : Av. 

KONU                                               : (…) Sulh Ceza Hakimliği’nin yukarıda belirtilen sorgu numarası kapsamında müvekkil hakkında vermiş olduğu tutuklama tedbirine ilişkin itirazlarımızdan ibarettir.

AÇIKLAMALAR

Yukarıda sorgu numarası belirtilen ve (…) Cumhuriyet Başsavcılığı’nın (…) Soruşturma numaralı dosyası sonucu (…) Sulh Ceza Hakimliği’nce görülen tutukluluk isteminin değerlendirilmesinde müvekkil (…) için tutukluluk şartlarının oluştuğu gerekçesiyle tutuklama kararı verilmiştir. Ancak anılan karar hukuki mesnetten yoksun ve hatalıdır. Şöyle ki;

1-Olaya (Kuvvetli Suç Şüphesi Oluşmadığına) İlişkin Açıklamalarımız:

(Bu kısımda somut olaya ilişkin mevcut delillerin kuvvetli suç şüphesi oluşturup oluşturmadığına ilişkin açıklamalar yapılacaktır.)

2- (…) Sulh Ceza Hakimliği’nin Tutukluluk Kararına İlişkin İtirazlarımız

(…) Cumhuriyet Başsavcılığı’nın (…) numaralı soruşturması kapsamında tutukluluk istemiyle (…)  SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE sevki sonrası *** numaralı sorgu ile müvekkil (…) ilişkin kuvvetli suç şüphesi bulunduğu, delilleri karartma ihtimalinin varolduğu, mağdur ve tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimali, kanunda atılı suç için öngörülen cezanın alt ve üst haddi dikkate alınarak tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak anılan karar hukuki mesnetten yoksun ve hatalıdır şöyle ki;

CMK madde 100’deki tutuklama koşulları meydana gelmemiştir.

– Öncelikle yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkile isnat edilebilecek kuvvetli suç şüphesi bulunmamaktadır. Tutuklama tedbirinin uygulanması için gerekli en temel ve ilk şart gerçekleşmemiştir.

– Müvekkilin kaçma şüphesi yoktur ve ifadesinde de bahsettiği gibi sabit ikametgah sahibidir.
-Müvekkil delilleri karartamaz, zira delil olarak görülen uyuşturucu maddeler zaten polisler tarafından teslim alınmıştır. Ayrıca, müvekkilin yapmış olduğu samimi ve olayı aydınlatmaya yönelik ifadeleri de delilleri karartma şüphesi olmadığını göstermektedir.

-Müvekkilin, tanık mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurma ihtimali yoktur. Zira mağduriyetin giderilmesi için samimi beyanlarda bulunarak suçun aydınlanmasına katkıda bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle Tutuklama tedbirine ilişkin verilen karar hatalı olmuştur.

-Müvekkilin, bakmakla yükümlü olduğu ve birlikte yaşadığı yaşlı bir annesi vardır. Ayrıca 6 yaşındaki kızının bakımları da kendisine aittir. Müvekkilin tutukluluk halinin devam etmesi halinde hem annede hem çocukta tedavisi güç sonuçlarla karşılaşılabilecektir. (Bakmakla yükümlü olduğu, ağır hastalığının mevcut olduğu veya tutuklanması halinde işlerin duracağı bir ticari işletmeye sahip olduğuna ilişkin açıklamalar yapılabilecektir.)

(Ayrıca Eklenmesi Gereken Hususlar)

-Kişinin Özgürlük ve Güvenlik hakkı hem Anayasa (m.19) hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nce (m.5) teminat altına alınan temel haklardandır. Tutuklama işlemleri bir tedbir niteliğindedir, tutuklama koşulları yok ise tutuklama şüpheliye verilen bir ceza olarak kabul edilmekte ve yukarıda anılan hükümler ihlal edilmektedir.. Bu husus da değerlendirmede dikkate alınmalıdır.

-Ayrıca tutuklama en son uygulanması gereken tedbirdir. CMK madde 109’daki adli kontrol kurumunun tutuklamaya göre öncelikle uygulanması gerekmektedir. Olayımızda ise müvekkil açısından tutuklama tedbiri en son seçenek olarak uygulanmamıştır. Dolayısıyla adli kontrol hükümleri de göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılmalısı gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEM             :

Yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve hakimliğinizin resen takdir edeceği nedenler ile:
TUTUKLAMA kararına yönelik itirazlarımızın KABULÜ İLE MÜVEKKİLİN TAHLİYESİNE,
–Sayın hakimliğiniz aksi kanaatte ise CMK m. 109’da yer alan ADLİ KONTROL hükümlerinin uygulanmasına, karar verilmesini talep ederiz.

Av. (…)
Tutuklama Kararına İtiraz Eden
Şüpheli (…) Müdafii

NOT: Bu dilekçe metni örnek olarak hazırlanmış olup, dilekçede bahsedilmesi gereken hususlar her somut olaya göre farklılık göstermektedir. Kocaeli’de bulunan büromuza gelerek konuya ilişkin Kocaeli Ceza Avukatı ile ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Kocaeli/İzmit bölgesinde değilseniz, iletişim kısmında yer alan mail adresimiz ve telefon numaramız ile avukatlarımızla irtibata geçebilirsiniz.

Tutukluluğa İtiraz Dilekçesi Nereye Verilir?

İtiraz dilekçesinin nereye verileceği tutuklama kararının hangi mahkeme tarafından ve hangi aşamada verildiğine göre değişiklik gösterecektir. Soruşturma aşamasında cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza mahkemesi tarafından verilmesi durumunda itiraz, kararı veren sulh ceza mahkemesinin belirttiği ve bir üst numaralı olan veya bağlı bulunduğu sulh ceza mahkemesine yapılacaktır. Kovuşturma aşamasında verilen tutuklama kararına ise, kararı veren mahkemenin itiraz yolu açık olmak üzere belirttiği genellikle bir üst numaralı mahkemeye itiraz yapılacaktır.

Hazırlanan yargı paketi ile soruşturma aşamasında sulh ceza hakimliklerinin vermiş olduğu tutuklama kararının denetimi asliye ceza mahkemeleri tarafından yapılması öngörülmektedir. Gelişmeler yakından takip edilerek böyle bir değişikliğin olması durumunda itiraz asliye ceza mahkemesine yapılması gerekecektir.

Anayasa Mahkemesine Tutukluluğa İtiraz Dilekçesi

Tutuklama kararı sonrası itirazların yapılmasına rağmen olumlu bir karar alınamaması ve anayasal koruma altına alınan başta özgürlük ve güvenlik hakkı olmak üzere, ihlal edildiğini düşündüğünüz haklarınız için anayasa mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilirsiniz. Bireysel başvuru avukat aracılığı ile yapılabileceği gibi avukat olmadan da yapılabilecektir. Ancak tutuklu bulunan kişinin haklarının tam anlamıyla korunabilmesi ve etkili bir başvuru için avukat ile bu süreci tamamlamanızı öneririz. Anayasaya bireysel başvuru süresi, tutukluluğa itirazın reddi kararının tebliğinden itibaren 30 gündür.

Sıkça okunan Tutukluluğun Gözden Geçirilmesi Nedir? başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Hakkında AGHukuk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir