ortakligin giderilmesi

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Nedir?

Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası Nedir?

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası, ortaklığın giderilmesi davasının veya kamulaştırma işlemlerinin devam ettiği süreçte açılabilen; arazi üzerindeki bina, yapı, ağaç gibi unsurlar üzerindeki sahipliğin ya da bu unsurların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine yarayan bir davadır.

Daha önce açılmış olan ortaklığın giderilmesi davasında “muhdesatın aidiyetinin tespiti davası” bekletici mesele yapılır. Yani bu dava sonuçlanmadan ortaklığın giderilmesi davası karara bağlanmaz.

Bu dava muhdesatın bulunduğu gayrimenkulde hak sahibi olan paydaşların tamamına karşı yönlendirilir; ancak davacının hak sahipliğini açıkça kabul edilen paydaşlar davalı olarak gösterilmez.

Muhdesatın aidiyeti davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise muhdesatın bulunduğu yer mahkemesidir.

Muhdesatın aidiyeti davasında harç ve vekalet ücreti muhdesatın değeri üzerinden nisbi olarak hesaplanır.

KONUYA İLİŞKİN YARGITAY KARARI

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/957 E. , 2016/3137 K. sayılı Kararı:

“MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesat Aidiyetinin Tespiti

… ile … ve müşterekleri aralarındaki muhdesat aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … (ve … ) … tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, dava konusu … parselin ortak miras bırakan adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasının sürdüğünü, taşınmaz üzerindeki iki katlı betonarme binanın müvekkiline ait olduğunu açıklayarak taşınmaz üzerindeki muhdesat ile muristen kalan … plakalı traktörün davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan …, … … ve …, binanın davacı tarafından yaptırıldığını bildiklerini, davalı … ise anlaşma sebebiyle davanın sona erebileceğini ifade etmişler, davalı … ise davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın muhdesat yönünden kabulü ile … parsel üzerinde bulunan kadastro teknisyeninin … tarihli raporunda kırmızı renkle taradığı alan üzerindeki yarım kalan inşaat niteliğindeki muhdesatın aidiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, dava konusu … plakalı traktör yönünden açılan davanın tefriki ile … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin yeni esas numarasına kaydına karar verilmesi üzerine hüküm, davalı … ve … tarafından muhdesatla ilgili olarak temyiz edilmiştir.
Temyize gelen dava; ortak miras bırakan … … adına kayıtlı … parsel üzerindeki muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
1- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 718. maddesi hükmünde, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklandığından, taşınmaz üzerindeki bina, ağaç gibi bütünleyici parça niteliğindeki muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemez. Bu olgu gözönüne alındığında kural olarak ve aksine bir hüküm bulunmadıkça taşınmaz üzerindeki muhdesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemeyeceği gibi mahkemelerce de muhdesatların taşınmazın arzına malik olanlar dışında başka bir kişiye ait olması sonucunu doğuracak şekilde hüküm verilemez. Ne var ki, çoğun içinde azın da bulunduğu, muhdesatın mülkiyetinin tespiti isteminin muhdesatın meydana getirildiğinin tespiti istemini de içerdiği göz önüne alındığında, mülkiyet tespiti istemiyle açılan davalarda, koşulların varlığı ve davanın kanıtlanması halinde davaya konu muhdesatların davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespiti isteminin ise reddine karar verilmesi gerekir.
-//-

Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, mahkemece deliller değerlendirilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, bir kısım davalıların kabule yönelen beyanları, keşifte ve duruşmada dinlenen tanık beyanları ve toplanan delillerden … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın davacı tarafından meydana getirildiği anlaşıldığına göre davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, Mahkemece, muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, arzın mülkiyetinden bağımsız olarak mülkiyet hakkı oluşturacak şekilde taşınmaz üzerindeki muhdesatın aidiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru değildir.
2- Davalılar … ve …’nın yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu … parsel sayılı taşınmaz tarafların ortak murisi … … adına tapuda kayıtlı olup, taraflar miras payları oranında maliktirler. Bu nedenle yargılama sonunda hükmedilecek yargılama gideri, harç ve vekâlet ücretinin davacıya isabet eden pay karşılığı değer çıkartıldıktan sonra davalı tarafın miras paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) üzerinden belirlenmesi gerekirken, muhdesatın toplam değeri üzerinden davalı taraf aleyhine fazla miktarda harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi, hükmedilen bu miktarların da davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece az yukarıda açıklanan hukuksal olgular gözetilerek davanın kabulü ile anılan taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, mülkiyet tespiti isteminin ise reddine, ayrıca davalının yargılama gideri,harç ve vekâlet ücretinden miras payları oranında sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Ancak bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 1, 3, 4 ve 5. fıkralarının HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Davalılar … ve …’nın temyiz itirazları yukarıda (1). ve (2.) bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 1. fıkrasındaki ” … muhdesatın aidiyetinin davacı …’e ait olduğunun tespitine”, 3.fıkrasındaki “alınması gerekli 3.449,65 TL harçtan peşin alınan 840,15 TL (148,50 TL peşin harç+691,65 TL tamamlama harcı) harcın mahsubu ile bakiye 2.609,50 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline” 4.fıkrasındaki “davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” ve 5.fıkrasındaki “…5.855,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine” ibarelerinin hüküm yerinden çıkartılmasına, bunun yerine 1. fıkrasına ”…. muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine ”, 3.fıkrasına “uyuşmazlık konusu muhdesatın davacı payı dışındaki 40.400 TL dava değeri üzerinden hesaplanan 2.759,72 TL harçtan peşin 840,15 TL harç düşüldükten sonra kalan 1.918,57 TL harcın davalılardan miras payları oranında tahsiline”, 4.fıkrasına “davalılardan miras payları oranında tahsili ile davacıya verilmesine” ve 5.fıkrasına “…4.694 TL.nin davalılardan miras payları oranında tahsili ile davacıya verilmesine” ibarelerinin yazılmasına, davalılar … ve …’nın sair temyiz itirazlarının reddine, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 863,00 TL peşin harcın istek halinde … ve …’e iadesine 23.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Konu ile ilgili ayrıntılı bilgi almak için Kocaeli’de bulunan avukatlık büromuzla iletişime geçebilirsiniz. Ayrıca konuyla alakalı Muhesatın Aidiyetinin Tespiti Dava Dilekçesi Örneği isimli yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Hakkında AGHukuk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir