mirasin reddi

Mirasın Reddi (Reddi Miras)

Mirasın Reddi (Reddi Miras)

Mirasın reddi konumuza mirasın kelime anlamına bakarak başlamak gerekirse; sözlükte “birinin diğerinden devraldığı eski durum, bakiye” anlamlarındaki irs (virâse) kökünden türeyen miras kelimesi, çok defa irs ile eş anlamlı olmak üzere “bir şeyin bir kişi veya topluluktan diğerine geçmesi, başkasından kalan, tevarüs edilen şey” olarak tanımlanabilir. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununda kimlerin ne oranda mirasçı olacakları tüm ihtimaller üzerinden teker teker düzenlenmiştir. Bu başlıktaki konumuz mirasın reddi olduğundan, mirasın reddinin hangi süre ve şartlarda kimler tarafından yapılabileceğine bakacağız. Mirasın reddi, 2 şekilde mümkündür. Mirasın Hükmen Reddi veya Mirasın Gerçek Reddi şeklinde bulunan 2 farklı usulü ayrı ayrı incelemek gerekir.

Mirasın Gerçek Reddi

TMK 605 ve devamında düzenlenen hükümler gereğince; Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Mirası reddetme süresi 3 aydır. Ancak bu 3 aylık süre Sulh Hakimi tarafından önemli bir sebep görülmesi ve başvuru halinde uzatılabilecektir. Mirası reddetmek isteyen muris veya murisler, mirası kayıtsız şartsız reddettikleri şeklindeki beyanları ile miras bırakanın son yerleşim yerinde bulunan Sulh Hukuk mahkemesine başvurmalıdırlar. 3 aylık süre; yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Mirası reddeden murisin herhangi bir gerekçe sunmasına gerek yoktur. Süresi içerisinde usule uygun şekilde ve yetkili mahkemeye verilecek beyan mirasın gerçek reddi için yeterli olacaktır.

Murislerden biri veya bir kaçı mirası reddeder, diğerleri mirası reddetmez ise, mirası reddedenler tereke açıldığında sanki hiç yoklarmış gibi paylaştırma yapılır ve miras bırakanın en yakın yasal mirasçısına intikal eder. Murislerin tamamı mirasın reddi için sulh hukuk mahkemesine başvurmaları halinde, mahkeme iflas hükümlerine göre mirası tasfiye eder. Tasfiye neticesinde arta kalan değer olursa mirasçılara yasal oranları doğrultusunda dağıtılır.

Neticede mirası süresi içerisinde ve usule uygun reddeden muris artık miras bırakanın malvarlığından hiçbir şekilde sorumlu değildir. Ne miras bırakanın borçlarından ne de alacaklarından sorumlu değildir.

Mirasın Hükmen Reddi

TMK madde 605/ll “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.” Hükmü amirdir. Anılan hüküm gereğince mirasın hükmen reddedilmiş olarak kabulü için miras bırakanın borca batık olduğu veya aczi ölmeden önce tespit edilmiş veya açık olmalıdır. Yani anlaşılacağı üzere kanunda mirasın hükmen reddi için herhangi bir mahkeme kararı aranmamıştır. Mirasın Hükmen reddinde bilindiği gibi mirasçı mirası reddettiğini beyan etmek zorunda değildir. Karine olarak şartlar gerçekleşmiş ise mirasçıların ret süresini susarak geçirmeleri halinde mirası reddettikleri kabul edilmiştir. Ancak uygulamada mirasın hükmen reddine ilişkin bir karar olmadığı sürece mirasın hükmen reddolduğu resmi makamlarca da net bir şekilde tespit edilememektedir. İşte bu nedenle hiçbir süreye tabi olmadan mirasın hükmen reddolduğuna ilişkin tespitin yapılabilmesi için miras bırakanın son yerleşim yerindeki Asliye Hukuk Mahkemesine başvurarak karar almakta fayda vardır. Mahkeme hükmen red tespitini yapabilmesi için, başvuran muris veya murislerden, miras bırakanın aczini veya borca batıklığını göstermelerini talep edecektir.

Kocaeli’de Mirasın Reddi (Reddi Miras)

Kocaeli ilinde bulunan avukatlık ofisimize gelerek KOCAELİ’de mirasın reddi davaları ve süreçleriyle ilgili bilgi alabilir, miras davaları alanında uzman avukatlarımıza danışabilirsiniz. Kocaeli/İzmit bölgesinde değilseniz, iletişim kısmında yer alan mail adresimiz ve telefon numaramız ile avukatlarımızla irtibata geçebilirsiniz.

Not: Konuyla ilişkili ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ (İZALE-İ ŞUYU) DİLEKÇE ÖRNEĞİ ve MUHDESATIN AİDİYETİNİN TESPİTİ DAVA DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ başlıklı yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Mirasın Hükmen Reddi Ve Gerçek Reddine İlişkin Örnek Yargıtay Kararları

Mirasın Gerçek Reddine İlişkin;

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/23460 E. ve 2014/1698 Sayılı Kararı: “…TMK’nun 610/2. maddesi hükmüne göre, ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı mirası reddedemez. Mahkemece mirasbırakandan kaldığı belirtilen makinanın mirasbırakanın ölümünden önce mi sonra mı satıldığının araştırılması gerekmektedir. Söz konusu makinanın miras bırakanın ölümünden sonra mirasçıları tarafından satıldığının belirlenmesi halinde mirasçıların mirası kabul ettiklerinin kabulü gerekir. Bu halde mirasçıların ret hakkı düşmüş sayılır….”

YARGITAY 14. Hukuk Dairesi 2016/15672 E.  2020/5911 K.

Bu yazımız da ilginizi çekebilir:  Vasiyetname ve İptal Davası Nedir?

Davacı vekili tarafından, 01/04/2016 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 02/06/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_ K A R A R _
Talep, mirasın gerçek reddi isteğine ilişkindir.
Talep eden vekili, müvekkilinin teyzesi …’in 12.11.2015 tarihinde vefat ettiğini, murisin yasal mirasçısı olan …’in kardeşi …’in mirasını kayıtsız ve şartsız reddettiğini, mirasın kendisine geçtiğini Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23.03.2016 tarihli 2016/272 Esas, 2016/242 Karar sayılı mirasçılık belgesi ile öğrendiğini, murisin mirasının kayıtsız ve şartsız reddinin tescilini talep etmiştir.
Mahkemece; murisin ölüm tarihinden itibaren 3 aylık yasal sürede dava açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
TMK’nin 611/1 maddesine göre “Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer.” Aynı Kanunun 608/son maddesine göre “Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse bunlar için ret süresi önceki mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar”
Talep eden, …’den gelen mirası reddeden …’in altsoyudur (çocuğudur). Talep edenin annesi … murise ait mirası reddettiğinden miras payı kendisi hayatta değilmiş gibi miras açıldığı anda altsoyu olan davacıya gececeğinden mirasın gerçek reddinin tespitini isteyen davacı bakımından ret süresi, önceki mirasçı tarafından mirasın reddedildiğini öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Talep eden, annesi …’in mirası reddettiğini daha sonraki bir tarihte öğrendiğini belirttiğinden bunu her türlü delille kanıtlaması mümkündür. Mahkemece; talep edenin öğrenme tarihine ilişkin delillerinin değerlendirilerek davanın TMK’nin 606. maddesinde belirtilen 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 07.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.”

Mirasın Hükmen Reddine İlişkin;

YARGITAY 14. Hukuk Dairesi 2016/16065 E. 2020/6541 K.

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 15/06/2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24/03/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR

…Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacıların mirasçılık belgesi almaları ve murisinin ölümünden sonra yasal yükümlülüklerini yerine getirerek veraset ve intikal vergisi beyannamesini vermiş olması, yasal süresi içinde verilmemesinin sorumluluk yaratacağı gözetildiğinde mirası kabul anlamında yorumlanamaz.
Ayrıca, mahkemece Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2014/3389 Esas sayılı dosyasında yapılan işlemler terekenin benimsenmesi niteliğinde kabul edilmiş ise de terekenin korunması amacı ile yapılan olağan işlemler, terekenin benimsenmesi niteliğinde değildir.
O halde, davacılar vekiline TMK’nin Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletnameleri sunması için süre verilerek bu eksiklik tamamlatıldıktan sonra yargılamaya devam edilmesi ve terekenin açıkça borca batık olup olmadığı mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile tereddüte yer vermeyecek şekilde araştırılması gerekmektedir. Mirasbırakanın ölüm tarihi itibari ile araç kaydı Trafik Tescil Şube Müdürlüğünden, taşınmaz kaydı Tapu Sicil Müdürlüğünden, hesap bakiye bilgisi ve hesap hareketleri tüm bankalardan ve murisin ekonomik ve sosyal durumu kolluktan sorulmalı, mirasbırakanın … ili, … ilçesinde tespit edilen taşınmazlarının değeri uzman bilirkişiler vasıtası ile keşif yapılmak sureti ile ölüm tarihi itibari ile belirlenmelidir.
Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.”

Hakkında AGHukuk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir