menfi tespit davasi

Menfi Tespit Davası Nedir?

Menfi Tespit Davası Nedir?

2004 Sayılı İcra ve İflas Kanun’unun 72. Maddesinde Menfi Tespit Davası düzenlenmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’unun 106. Maddesinde düzenlenen “tespit davaları” içerisinde yer alan, uygulamada en sık karşılaşılan bir tespit davası türüdür. Menfi tespit davasının amacı borçlunun (veya muhtemel borçlunun) borcu ödemeden önce borçlu olmadığını tespit ettirmektir. Öncelikle konuyu daha iyi anlayabilmek adına ilgili kanun maddelerini inceledikten sonra ayrıntılarını açıklamak daha doğru olacaktır.

Menfi tesbit ve istirdat davaları:

Madde 72 – (Değişik: 18/2/1965-538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.

İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu

Tespit davası

MADDE 106- (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir.

(2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır.

(3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.

Yukarıda yer alan kanun maddeleri doğrultusunda menfi tespit davasını iki kısımda ele almamız gerekir. Çünkü alacaklı tarafından icra takibine başlandıktan sonra görülen menfi tespit davası ile alacaklı henüz icra takibine başlamadan görülen menfi tespit davasının işleyiş ve sonuç kısımlarında farklılıklar bulunmaktadır.

1)İcra Takibi Öncesi Açılan Menfi Tespit Davası

Borçlunun aleyhine başlatılmış herhangi bir icra takibi bulunmadan açmış olduğu menfi tespit davasının görülebilmesi için aranan ilk şart hukuki yarardır. İcra takibi öncesi açılan menfi tespit davasında hukuki yarar; Alacaklının elinde icra takibine yapılacak itiraz sonrası itirazı kaldırmaya yarayan belgelerden olması gerekmektedir. Bunun aranmasının nedeni alacaklının, alacağının ciddi olduğunu ve her an icra takibine başlayabileceğinden menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın olduğunu göstermektir. İtirazın kaldırılmasını sağlayacak belgeler İİK m. 68 ve devamında sayılmıştır.

 İtirazın kesin olarak kaldırılması

Madde 68 – Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz….

Hukuki yarar şartının aşılmasının ardından davanın esasına girilmesiyle birlikte, davayı açan borçlu; borcun ödenmiş olduğunu gösterir belgeleri, borç ilişkisinin sona erdiğini, zamanaşımına uğradığını, alacağın karşılıksız kaldığını, iradesinin sakatlandığını ve somut olaya göre diğer delillerini ve iddialarını sunması gerekmektedir.

İcra takibinden önce açılan menfi tespit davası süresince alacaklı harekete geçerek icra takibine başlayabilecektir. Ancak alacaklı herhangi bir takip işlemine başlamaz ve mahkeme borçlu lehine sonuçlanırsa artık kesin hüküm teşkil ettiğinden, alacaklı aynı konuya ilişkin icra takibine başlayamayacaktır. Dava devam ederken, alacaklı icra takibi başlatırsa, icra işlemleri sanki dava yokmuşçasına devam eder. Çünkü menfi tespit davasının görülüyor olması tek başına takibi durdurmaya yetmeyecektir. İlgili icra takibinin durdurulabilmesi için alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere mahkemenin takdir edeceği teminatı, borçlunun süresinde yatırması üzerine icra takibinin durması için ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Teminatın amacı daha sonra alacaklının uğrayabileceği muhtemel zararları karşılayabilmektir.

İcra Takibi Öncesi Açılan Menfi Tespit Davasının Sonuçları

İcra takibi öncesi açılan menfi tespit davası süresince, alacaklı konuya ilişkin herhangi bir icra takibine başlamamış ise; Borçlu (davacı) lehine sonuçlanırsa, borçlu olmadığı kesinleşmiş olur ve aynı konuyla ilgili olarak takip yapılamaz. Alacaklı lehine sonuçlanırsa, kesinleşen hüküm sonrası artık alacakları için ilamlı takip başlatabilecektir.

İcra takibi öncesi açılan menfi tespit davası süresince alacaklı konuya ilişkin icra takibine başlamış ise; Borçlu (davacı) lehine sonuçlanırsa, yatırmış olduğu teminatı geri alır, icra takibi eski hale iade edilir, varsa veznede bulunan paralar iade edilir ve alacaklı, (talep üzerine) alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilir.

Bu yazımız da ilginizi çekebilir:  Borca İtiraz Dilekçe Örneği *2024 Güncel

Ayrıca belirtmek gerekir ki dava kısmen kabul kısmen reddedilir ise, bu durumda henüz bir icra takibi başlatılmamış ise kabul edilen kısım için artık icra takibi yapılamaz. Reddedilen kısım için ise ilamlı takip yapılabilecektir. Ancak dava süresince alacaklı tarafından takibe başlanmışsa alınan karar gereğince icra takibinin alacak kalemleri icra müdürlüğü tarafından düzenlenmelidir.

2)İcra Takibi Sonrası Açılan Menfi Tespit Davası

İcra takibi sonrası menfi tespit davasında hukuki yararın oluşabilmesi için; Dava icra takibinin başlamasından sonra, itiraz süresinin geçmesinden sonra ve borç ödenmeden önce açılmış olması gerekmektedir. Aksi takdirde icra dosyası için itiraz süresi devam ediyorsa borca itiraz edilmesi gerekmekte, borç ödenmişse istirdat davası açılması gerektiğinden menfi tespit davası için hukuki yarar şartı sağlanamayacaktır. Devam eden bir itirazın iptali davası bulunması, menfi tespit davasında hukuki yarar yokluğuna neden olmaz. Ancak alacaklı (davalı) ilk itiraz olarak derdestlik itirazında bulunmasıyla hakim bunu göz önüne almalıdır. Davalı taraf derdestlik itirazında bulunmaz ise hakim itirazın iptali veya kaldırılması davalarını kendiliğinden değerlendirmeye alamayacaktır.

İcra takibi sonrası açılan menfi tespit davası da icra takibini kendiliğinden durduramayacaktır. Borçlunun, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere mahkemenin hükmedeceği teminat tutarını yatırması sonrası, mahkeme ihtiyati tedbir olarak icra veznesinde alacaklıya ödenecek paraların, dava sonuçlanıncaya kadar veznede tutulması kararı verebilir. Mahkeme icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında direkt olarak icra takibinin durması yönünde tedbir kararı veremeyecek, icra işlemleri devam edecek ama icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde bir tedbir kararı verebilecektir.

İcra Takibi Sonrası Açılan Menfi Tespit Davasının Sonuçları

Borçlu (davacı) lehine sonuçlanırsa; icra veznesindeki para borçluya geri verilir, teminatı iade edilir, talep edilmişse alacaklı aleyhine alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilir, icra dosyasında yapılan haciz gibi işlemler kararın ibrazıyla eski hale iade edilir ve son olarak borçlu olmadığı kesinleşmiş olur.

Alacaklı (davalı) lehine sonuçlanırsa; icra veznesinde bulunan paralar alacaklıya verilir, alacaklı uğramış olduğu zararları yatırılan teminattan karşılayabilir, talep edilmemiş olsa dahi borçlu yüzde yirmiden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilebilir.

Ayrıca belirtmek gerekir ki dava kısmen kabul kısmen reddedilir ise, yeni karar gereğince icra takibinin alacak kalemleri icra müdürlüğü tarafından düzenlenir.

Menfi Tespit Davasında Görevli Ve Yetkili Mahkeme

Menfi tespit davasında hangi yer mahkemesinin yetkili olduğu durumu da davanın icra takibinden önce ve sonra açılmasına göre değişkenlik gösterebilecektir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasında HMK genel hükümleri uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemeleri yetkilidir. İcra takibinden sonra açılacak menfi tespit davasında davalının yerleşim yeri ile birlikte, icra takibinin görüldüğü yer mahkemeleri de yetkilidir.

Görevli mahkeme ise genel hükümler doğrultusunda uyuşmazlığın türüne göre değişkenlik gösterebilecektir. Örneğin bir tüketici işlem ise menfi tespit davasının Tüketici Mahkemesinde veya ticari işlem ise Ticaret Mahkemesinde açılması gerekmektedir.

Kocaeli’de Menfi Tespit Davası

Kocaeli ilinde bulunan avukatlık ofisimize gelerek KOCAELİ’de menfi tespit davası süreçleriyle ilgili bilgi alabilirsiniz. İcra ve İflas Hukuku alanında uzman, Kocaeli İcra Avukatı mıza danışabilirsiniz. Kocaeli/İzmit bölgesinde değilseniz, iletişim kısmında yer alan mail adresimiz ve telefon numaramız ile avukatlarımızla irtibata geçebilirsiniz.

Not: Ayrıca sıkça okunan Delil Tespiti Davası başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Menfi Tespit Davasına İlişkin Örnek Yargı Kararı

YARGITA 11. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2020/4838

Karar Numarası: 2020/6029

Karar Tarihi: 24.12.2020 

“…Dava, bonoya dayalı olarak yapılan takipler nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup, davacı ve dava dışı borçlular aleyhine davalı banka tarafından iki adet icra dosyasında Kambiyo senetlerine mahsus takip başlatmıştır. Takiplerden biri 500.000.- TL diğeri ise 5.000.000.- TL bedelli iki adet bonoya dayalıdır…

Davalı banka her iki takip dosyasında da kambiyo senetlerine mahsus yol ile takibe girişmiş olup davacı bu takiplerde şahsi malvarlığı (tüm malvarlığı) ile sorumludur. Bu sebeple davalı bankanın aynı alacak için alacak miktarını aşar şekilde her iki bonoya dayalı takip başlatmasında hukuki yararı yoktur. Bu durumda ilk derece mahkemesince davacının davasının kabulü ile davalıya 500.000,00 TL borçlu olmadığının tespiti yönünde kurduğu hüküm isabetli ise de, her iki takip dosyasının hüküm fıkrasında zikredilmiş olması dolayısıyla hangi takip dosyasından ne miktarda borçlu olunmadığı açıklanmadığından hükmün ne şekilde infaz edileceği belli değildir. Esasen her iki takip dosyasının hüküm fıkrasında birlikte yazılması doğru değildir.

İlk derece mahkemesince infazda tereddüt ve çelişki oluşmaması için esası daha yüksek olan Mersin 1. İcra Müdürlüğü’nün 2014/10539 esas sayılı icra takip dosyasından dolayı davacının davalıya 500.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekmekle İlk Derece Mahkemesi’nce bu yön gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması ve bu hükme yönelen davalı istinaf talebinin reddedilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir….”

Hakkında AGHukuk

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir